Sürgündeki yüreğe ( Murat Tekine İthaf )
Hep yılların özlemi var içimde. Senli zamanların toz pembe yanları. Seraser çamura batışımızda attığımız kahkahalar.
Nerdesin be kardeşim nerdesin ağacan.
Yıllarca kahrettin yokluğunla yürekleri. Korkmadan atıldığın
tehlikeler önden gitmeler başa bela olan kelimeler. Gözlerinde
yangını var sevgimizin. Neden gittin bıraktın öksüzce?
Beynimin
dar kıvrımlarında her susuşunda çıkan bir çığlığın var.
Sensiz ne yapayım duygu karmaşasında?
Of ‘Be kardeşim nerdesin ağacan?
Dilinde gözlerin gibi isyan berkiten bakışların.
Bakma ne olur tek suçlu ben değilim; değilim ağacan.
Yalnızım;beraberce adımladığımız, bağırıp oynadığımız,
tozunu yuttuğumuz sokaklarda. Artık kendimle baş başayım.
Bakışlarında yüreğin gibi isyan dolu, kinini bana kusma.
Karşısında duramadım zilletin; inan giran geliyor bakışların. Öyle kinayeli bakma ne olur. Ah başımın belası ağacan.
Karanlık geceye doğan ay gibisin. Bir eski zaman ezgisi dilinde.
Kirletilmiş asrın cesur yüreklisi olmuştun sen ağacan.
Suya yazdın en kutsallarını; aya ve tenhasında kaldığın zaman geceye.
Neden bu kadar karamsar bakarsın doğan güne; her şey çok mu kötü ağacan?
Uykusuz kaldığın gecelerin sabahı aydınlatmadı mı ufkunu. Karışık cümleler dökülüyor yüreğimden.
Biraz yorgun, biraz bedbinim bugün.
Söyle ağacan; nereye gitti kanat çırpan özgürlük kuşları? Mis gibi kokan güller ve sarhoş eden umut sözcükleri. Şimdi yüreğimi yokluyorum hüzün var ağacan. İsyan yüklü kelimeler sürüyorum gözlerine. Volkanlar patlıyor gönlümde. Dilime prangalar vuruluyor. Resmini çiziyorum duvarlara öfkenin ağacan.
Karanlıklar çöküyor şehre. Sanki uzun bir yolculuğa hazırlık var bu gece. Alıp götürüyor ne varsa aydınlığa dair. Örtüyor her şeyi günah yüklü bedenlerde. Kulaklarıma devasa acıların çığlıkları bulaşıyor. Dedim ya; hazırlık var bu gece ağacan.
Ellerini tutmak, gözyaşlarını silmek istedim. Yarın için güzel şeyler söylemek; umuda güvercinler uçurtmak istedim. Neden bu kadar sindin iliklerime? Sürgün bir sevdasın sen kalbime. Her yutkunduğumda boğazıma takılan kocaman bir umutsun ağacan.
Üzülme! sırası mı şimdi üzülmenin?.Neden ağır yürüyor zaman yoksa ihanetin izleri mi var havada? Ben susuyorum, gece susuyor, dudaklar ve kelimeler her şey susuyor bu şehirde. Gözlerinde asırların sevdası; başımızın belası ağacan.
Geldim geleli açmadı çiçekler, esmedi rüzgar ve yağmadı yağmur her şey küsmüş mü ne? Islak bakışlarında yakalıyorum sevdayı. Vakitsiz gidişlerin olmasaydı, dillenmeyecekti kelimeler. Kaç şehirden geçtim, kaç demir kapıdan ve mahzun yürekten. Üşüyen bakışlarımı; dökülen yaşlarımı her şeye rağmen sabrımı saklıyorum ağacan.
Biliyorum adını tarih yazmayacak. Yüreğinin tozlu yollarında yürürken ayrılık çökecek üstüme. İçimdeki boşluk; duygu fırtınası ve isyan eden zamansız aşk bülbülü. Karanlık teslimiyetidir kelimelerimin. Sığınmaktır yüreğine, sözlerine ve kalbine ağacan.Bak çırpınıyor yüreğim, şeyda olmuş kalbim, yalazında yanıyor leblerim. Öfke ve kibir kulelerinden in artık. Biliyorum senin kavgan Kudüs ağacan.
Bak zulmün çatlattığı değerler yeniden kaynaşıyor. Hüzün taşıyor bugün kuşlar. Her şey hüzne bürünüyor; sokaklar, ağaçlar ve kül rengi bulutlar. Ben çekip gidiyorum; sana kalsın yalnızlığım, cebimde taşıdığım birkaç fotoğraf ve kederli şarkılar. Daha nice keşfedilmemiş gerçekleri var dünyanın ağacan.
Şimdi gidiyorum;
derin kara gözleriyle bakan çocuğun aşkına.
En içli yanlarında hayatın, nefessiz kalana kadar çekilen sigaranın aşkına.
Günlerdir midesine bir lokma inmeden aç kalmış insanlar aşkına.
Dünyasını cehennem, ahiretini cennet yapmak için çalışıp didinenler aşkına.
Hayatın küflü yanlarına aldırış etmeden aynı havayı solumasına rağmen aynı havayı vermeyenler aşkına.
Umut fakirin ekmeği derler “umutsuzluk kimin ekmeğidir“ sorusuna cevap veremeyenler aşkına.
Dünya çıkar dünyası kimin eli kimin cebinde, eli yalnız kendi cebinde olanlar aşkına..
Dün dündür, bugün bugündür, yarın cehennemin dibidir diyenler aşkına.
İşte şimdi gidiyorum, rahat olun; dünyanın debdebesini size bırakıyorum.
İşte gidiyorum ağacan .
Nerdesin be kardeşim?
başımın belası
of ağacan!
Muhammed Faruk ARSLAN |