Derin gözlerle bakıyorum gözlerinin karasına.
Kalbin menfezlerinden göçüyorum delişmen hayata. Her
bakışım bir kuş misali kanat çırpıyor semalara. Yükseldikçe
yükseliyorum maveraya. Bir ben miyim delisi özgürlüklerin.
Ruhuma he r vurulan pranga mecruh ediyor duygularımı.
Her defasında hayatı sorgulamak için çıktığım yolculukta tek
başıma kalmak çaresiz kılıyor beni. Yalnız kalmak ve tenhasında
kaybolmak hayatın hüzünlendirip buğulandırıyor kalbimi.
Gözlerim eşlik ediyor yağmurlara. Bir ırmak olup çağlıyor
yüreğimin kırsallarına. Karanlık bir sokağa akıyordu gözyaşlarım.
Ve yıkıyordu günah kirlerini kılcallarında damarların.
Gönlümün derinlerinden gelen safiyet beni temizliyordu asrın
kirlenmişliğine karşı.

             Gökyüzü tüm matemini bürünüyor yine.
Üstümüze hüznü yağdırmak için bekleşiyor. Duygu karmaşası
içinde teneffüs ediyorum bunaltan havayı. Aldığım her nefes
genzimi yakıyor. Mavisi kül rengine çalınan gökyüzünden ateş
kuyusu içime ferahlık yağacak biliyorum. Şarkılar dillendirecek,
kendi lisanıyla bir hay hu çekecek aleme. Beyhude bir şekilde
tüketiyorum hayatı. Aşksızlıktan taş kesilmiş kalbimle çalınan umutlarıma sessiz bir çığlık olacağım gecenin karasının hüküm sürdüğü demlere. Şimdi imbiğinden süzülür dilimin hüzün kokan kelimeler. Gözyaşı esir almışken tüm bedenimi ayışığı dolduruyorum gönül heybeme. Yürüyorum ıslak kaldırımlarda sakin sakin geceye.

             Saçlarım,kalbim ve yüreğim hüzün yağmurlarında ıslandı. Her attığım adımda benzim sarardı. Kan sızdı gözlerimden toprağın bağrına. Cıvıldarken cilve yapan kuşlar yok artık. Denizler eskisi kadar serinletmiyor bunalan bedenleri. Cümleler bile karışıyor bu hengamede. Yalnızlığıma acı kattı bu hayat. Acı kattıkça sustu her şey. Şimdi kalbimi yokluyorum sana dair. Biraz hüzün biraz keder var. Devasa acılar sürüyorum gönlüme. Ruhuma zerk ediyorum hayatın acı yanlarını. Acısız yaşanmayacağına dair telkinlerde bulunuyorum. Boğazıma düğümleniyor tüm kelimeler. Kirpiklerimi kaldırmaya takati yok gözlerimin. Ağır aksak bakıyorum kıyısından hayatın. Her lahza avutuyorum duygularımı. Bakışlarım sen oluyorsun, duygularım, kelimelerim, gözbebeklerim ve dahi her şeyim sen.

             Yalnızlık dilekçesi yazıyorum sana hüznün ve gözyaşının yağmur olup aktığı bir zamanda. Yazdığım kelimeler karanlığı çökertiyor üstüne. Islak gözlerle ufka her baktığımda sürgün oluyor umudum. Güneş kadar parlak gözlerin dahi avutamıyor. Rüyalarına al beni yoksa kaybolacağım duyguların yalazında. Ben mutluluk saraylarını sundum sana, laleler yasemenler ve menekşeler. Sunduğum her çiçeğe hüznü yükledim her şey hüzün kokuyor ağaçlar çiçekler su ve toprak.
Zaman acımasız bir bıçak gibi kesecek sana dair ne varsa. Her şey tükenmeye mahkum olacak. İnsanlar gülmeyi unutacak bulutlar yağmayı ağaçlar açmayı sular çağlamayı. Hayat tüketecek her şeyi. Tükenmeden sana dair duygularım dön artık kendini kimsesiz yanlarına mahkum ettiğin yalnızlıklardan.

             Soğuk bir hançer gibi damarlarımdan söküp atsam sensizliklerini gecelerimin. Buğulu gözlerle çöllerin melul bakışında bulsam çığlıklarımın yankısını. Hüzün adına ne varsa söküp atsam gölgemden. Çektiğim her iniltiye ruhum mest olsa. Gözlerim mutluluk taşısa sessizliklere. Her ıslandığında yanağım, kalbimde bir gül açsa. Açılan her güle bir bülbül konup şeyda olsa. Uykusuz gecelerde hasretle sevdiğini bekler gibi uykuyu bekleyen gözlerim usul usul uykuya dalsa. Bir daha uyanmasa ebede kadar. Müntehir bir ayrılık olsa gece ve kuşluk vakti bir sızı düşse gönlüme. Sızıya rağmen dudaklarımda gülücükler açıp kamaşsa yüreğim.

             Oysa bugün çeşitli kokular yükseliyor bahçemden. Güneş tüm ihtişamıyla uzatmış ellerini. Söyleyemediklerim söylediklerimin yanında bir dağ birikintisi oluyor. Sessizlik sesimin yanında devleşiyor. Bak ne kadar açık gökyüzü ve ne kadar münbit toprak. Kalbimden bir yol tutmuş gidiyorum. Hiç bir şey bitsin istemiyorum. Yazdığım dilekçeler çiçekten sunduğum kuleler, ruhumu sağanak yağmura çeviren cümleler ve her lahza senle geçen günler.

             Ya müntehir olayım bu gece ve kaybolayım toprağın bağrında. Bir daha kimseler bulmasın beni ve rastlamasın izime. Ya da al beni yanına senli kelimelerle kuleler yaptığımız saraylarda beraber yaşayalım sonsuza kadar.
Sessiz, sakin ve derbeder…

             Hadi durma sevgilim al beni yanına bitsin artık tüm işkenceler…

             Muhammed Faruk ARSLAN