|
Gökyüzünün mavisi yine karışmış puslu gözlerine. Toz pembe yanından mavi bakıyor bugün hayata. Geçmişte yaşadığı sıkıntılar artık acıtmıyor içini. Yüreğinin yalazı
küllenmeye yüz tutmuş. Her defasında onu tahayyül ederken her biri özlem ve hasret
yüklü gözyaşlarının pınar misali aktığını görüyorum. Duygu atmosferinin yoğunluk
arz ettiği anlar dumura uğramış. Sürekli duygusal bir irtifa kaybediyor yalnız kaldığı anlarda.
Hiçbir şey bu kadar yıkmamıştı onu. Koca bir ömrün nerdeyse tamamını
acısıyla tatlısıyla yaşamıştı. Her ne kadar tadı tuzu kaçsa da hayatın; patırtısız
gürültüsüzde olmuyordu hani. Derdini anlatacak insanlar arıyordu
kimi zaman
ama kimseleri bulamıyordu. İnsanlar gamsız ve kedersiz buralarda yada duygu
mevhumundan yoksun. Dost olduğu insanlarda yoktu artık etrafında.
Bir bir dağılıp yok olmuşlardı. Hani bir zamanlar kapsını ummadığı anlarda
aşındırmaktan bıkmayan ve tek tasası dünyalık olanlar. Bakarken gözlerinde
masumiyet okunup daha sonra içten içe pazarlık yapanlar.
Her defasında bunları düşünüyor ve bir noktaya odaklanarak dalıp
gidiyordu. Ne düşündüğünü yalnızca o biliyordu ama daldığı her dem
gözleri onu ele veriyordu. Her sorulan soruya derin bir of çektikten
sonra susmayı yeğliyordu. Belli ki maziden kalma bir takım
birikimler gönlünün çeperini kırmıştı. Arada heyecanla bir şey
söyleyecek gibi oluyor ama tekrar bağrına gömüyor dile
getirmek istediklerini. Ve bedbin bir halde dalıp gidiyordu ötelere.
Zaman bir hayli ilerlemiş güneş en tepe noktasına
gelmişti. Şavkını vurdukça yürek daralıyor ifil ifil
esen rüzgar bile serinletmeye yetmiyordu. Sürüler
halinde dolaşan serçeler sevgi şarkıları terennüm
ediyordu kendi lisanlarıyla. Ağaçlar her zaman
olduğu gibi korunak ve barınak oluyor onlara.
Yapraklar rüzgarın esişiyle kulağa hoş gelen tınılar çıkarıyor.
Hemen altından geçen ufak
su yolu ve etrafında açan
çeşit çeşit çiçekler.
Kelebekler bu güzellikleri kaçırmıyorlar ve
süzülüyorlar bir günlük
ömürleri olmasına
rağmen sonsuzluğa doğru. Atlar bir başka
duruyor bugün.
Bulutlar bir telaş içinde sanki.
Karıncalar her zaman olduğu gibi çalışkan yapılarıyla
koşturuyorlar. Köstebekler bugün daha bir azimle
oyuyor yerleri. Bahçeden ıhlamur ve hanımeli kokuları
yayılıyor tüm sokağa. Güller sanki daha kırmızı açmış.
Her şey bir ahenk içinde. Herkes kendine biçilmiş rolü güzel bir şekilde
sergilemeye çalışıyor şu hayat denen sahnede. Doğayı kısa bir temaşadan
sonra tekrar dönüyorum
ama hala boynu bükük mahzun bir edayla gözler
bir noktaya odaklanmış şekilde bakıyor.
Böyle baktıkça bir şeyler yapamamanın verdiği eziklikle içim kanıyor.
Ona yardım edip ruhunda yaşadığı anaforların bir an önce son bulması için
elimden geleni yapmak istiyorum. Dimağımda berkittiğim yalın ve çok saf duygularla
yaklaşıyor onu her haliyle kabullenerek teskin ediyorum. O yaşadığı bunalımları
sadece bir noktaya kilitlenip derin derin bakarak halletmeye çalışıyor.
Bütün yaşadıkları ruhunda derin izler bırakarak içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. Uzatılan eli geri çevirmiyor ama kurtulmak içinde çaba sarf etmiyordu. Gönlü buruk kalbi şikeste hiçbir tasannu yoktu halinde. Kesif duygu birikiminden sonra bir şey söyleyecek gibi oldu ama tekrar yüreğinin derinlerinden içli bir şekilde ancak kocaman bir of çekebildi..
Lafazanlık yapmak istemiyordum ona karşı. Natüvan düşmüş bir şekilde hafifçe doğruldu ve atılan birkaç adımdan sonra gözleri gözlerime odaklandı. Belki biraz açılır diye aklıma gelen şiirleri hafif ve mahzun bir ses tonuyla gözlerinin içine bakarak terennüm ediyordum. Ben dillendirdikçe gözlerinden sicim gibi yaşlar dökülüyordu. Bir yandan da tüm rikkatimle ona bakıyordum. Ağladıkça adeta yıllarca içine gömdüğü serairler akıyordu gözlerinden.
Ona okuduğum her şiir neticesinde bitkin bakışlar yerini şehla bakışlara bırakıyordu. Medid bir şekilde sürdü bu. Kendimi o kadar kaptırmama rağmen halinden şekva bile etmiyordu. Güneş doğduğu gibi hafif hafif kaybolmaya başlıyordu artık. Gece karanlığı ile bürüyor kenti ve sarıyor her yanı. İlahi davet semada yankılanıyor adeta. Biri susarken diğeri başlıyor bazen birkaç ses koro halinde ulaşıyor semalara.
Birazdan yıldızlar yerini alacaklar gökyüzünün tenhasında. Son bir gayretle atılan adımlarla kendini balkona atıyor. Sonra çöküyor dizlerinin üzerine bakışlarını gökyüzüne çevirip dakikalarca izliyor revnak yıldızları ve ayı. Birkaç dakika sonrasında onun yanına doğru ilerliyorum. Ayak seslerimi işitmiş olacak ki tekrar doğruluyor ve içeri giriyor.
Ona latif kelimelerle hitap edebilmek için yoğun çaba sarf ediyorum. Sonra tekrar hafzalamda berkittiğim birkaç şiir daha okuyorum. Dikkat kesiliyor okuduğum her şiire. Adeta bir yenisini ister gibi sabırsızlanıyor. Okudukça o dinliyor. Bittikten sonra tekrar bir şey söylemek için yoğun bir çaba sarf ediyor ama olmuyor. İlerlemeye devam ediyor. Ben her şeyden umudumu kestiğim an dönüp gözlerime bakarak ağlamaklı bir şekilde ilk ve son sözünü savuruyor;
Eyvallah…
Muhammed Faruk ARSLAN
|
|
|
|