Ağır sorumluluklar altında naçar bir şekilde eziliyorum. Her dem bir vahaya dalıyor dimağım. Mavi bulutlar arasında kayboluyorum. Tenhasına çekildiğim gönlüm melankolik duygular tarafından parsellenmiş. Bakir kelimeler berkitiyorum hafzalamda. Amansız bir yolculuğun henüz başındayım. Ruhumun dehlizlerinden süzüyorum saklı kalmış sözlerimi. Her cümle rehberi oluyor duygularımın. Fersiz kalmış gözlerim bir noktaya odaklanıp kalıyor.
Yüreğimden çıkan cümlecikler metruk bırakıyor sözülükçemi. İğdiş edilmiş duygulardan bertaraf ediyorum gönlümü. Verdiğim uğraşlar beyhude kalıyor. Her şeye rağmen kaleme sarılıp tüm safiyetimle özlemlerimi döküyorum beyaz kağıtlara. İşte o an benefşeler açıyor yüreğimde. Çeşit çeşit laleler karanfiller ve kırmızı güller .Her biri bir başka kokuyor. Ne kadar hicran duyulsa da sana dair en güzide kelimeler sökün ediyor kalemimden. Serncamımız bu diyerek başlıyorum söze ve soluk almadan devam ediyorum. Öyle bir girizgahla başlamışım ki nasıl bittiğinin farkına bile varamıyorum.
Kılcallarımda dolaşıyorsun hiç durmadan. Yazdıklarım akis buluyor kalbinde. Biteviye böyle devam etsin istiyorum. Avazım çıktığı kadar susuyorum sensizliğe. Harp düzeninden düşüyor kelimeler. Apansız eğri büğrü bir hal alıyor cümleler. Ellerim titriyor ve düzgün çıkmıyor harfler. Giran geliyor yazdıklarım. Ruhum daralıyor çöküyorum olduğum yere. Buhranlı anlar başlıyor benim için.
Sana dair ne zaman yazsam yalnızlık cümlelerini içim daralıyor. Beşuş halimin yerini çarnaçar hüzün alıyor. İnan dilhunum yazarken. Demode olmuş kelimelerden soyutlarken yazdıklarımı deşarj oluyorum. Sözlerim gönül çeperini zorlayacak biliyorum. Fersude bir sevginin ardından en tatlı kelimeleri sıralamak için büyük çaba harcıyorum. Her defasında çolpa kalıyor yazdıklarım. Ne kadar fasih bir dille yazsam da olmuyor. Yazdıklarımı gözden geçirirken deplase olmuş kelimelere takılıyor bakışlarım. Çoğu yerde ebkem kalmış kelimeler.
Hacil bir halde yazdıklarıma elem dolu sözlerin çokluğu da karışıyor. Hazin bir şekilde yazmışım ne varsa. Hercai gönlümden umulmadık kelimeler devşirmişim. Hülasa inkisar edip irsal etmişim çoğu yerde. İnan hodbin değilim olmadım da hiçbir zaman. Ne yazdıysam kesif duyguların vermiş olduğu yoğunlukta ve tüm safiyetimle yazdım.
Biliyorum kinayeli sözler savuracaksın ilk okuduğunda. Leblerini var gücünle gayri ihtiyari sıkacaksın acısının farkına varana kadar. Ket vurduğun duygularının kıracaksın zincirlerini. Her lahza yazılmış kelimelerin nasıl bir ortamdan ve ruh haliyle süzüldüğünü düşüneceksin okurken. Sende dalacaksın duygularının yalazına. Menfezlerinden geçeceksin her satırın. Kelimelerimin gayya çukurlarına düşeceksin ansızın.
Meftun olduğun kelimeleri okudukça özgürlüğe kanat çırpan kuşlar misali uçacaksın hiç durmadan. Natüvan düşmüş bir bedenle tekrar tekrar okuyacak bir daha bırakmamacasına döşüne sımsıkı basacaksın. Özlemler ve hasretler depreşince beyninin kılcallarında arayacağın ilk sözler sana dair kotarılmış sözcükler olacak. Uykusuz gecelerin gözde bıraktığı mahmurluğun ruhu mayhoş ettiği anlarda sarınıp huzur bulacağın örtün olacak yazılanlar. Rikkatinle berkittiğin kelimeler gayri ihtiyari dökülecek dudaklarından. Karanlığa eşlik eden yıldızlar gibi en güzide sözlerin eşlik edecek yazılmışlara.
Hiç durmadan zifiri bir geceye akacak zaman. Seyyahı olduğum gönlüne yazdığım kelimeler sıcaklığını bırakacak duygularımın. Sen geceye şadan bir gönülle hafif hafif süzülürken ben her zaman olduğu gibi puslu gözlerle dalacağım maveraya.
Bir vaveyla kopuyor rebeze çölünden. Vahamet kaplıyor ruhumu karanlığın doruğa ulaştığı anda. Sessiz bir ortamda doğayla baş başa olmanın huzuru kaplıyor benliğimi. Vaktaki fecr zamanı yaklaşıp ruhlar huzur bulduğunda kutlu çağrıyla. Kendine has güzel kokuların dimağı allak bullak eden anlar yaklaştığında yani. Zevale erdiğinde karanlık. Zebun bir bedenle eda edilen vaktin hemen sonrasında yeğin bir vakte bırakıyorum kendimi.
Tumturaklı sözcüklerin albenisi bol olan dünyasından müntehir bir vakte ermenin zamanı yaklaşıyor ansızın. Gözler zılgıt yemiş çocuklar gibi melal bir şekilde özlemleri ve hasretleri bir başka gün tüm yoğunluğuyla yaşamak adına ansızın bırakıyor kendini…
Muhammed Faruk ARSLAN
|