Tari gecelerin yorgun düştüğü saatlerde sesleniyorum
Uykunun göze haşin geldiği anlarda
Buram buram özlem kokarken vakitlerim
Bulamıyorum seni atlastan biçilmiş hülyalarda

Ayaz bir vaktin son demlerindeyim
Bir hırçın yelin sert yüzü vuruyor
Birde bir türlü ayılamadığım uykularım
Hiçbir şey üşütmüyor beni
Ne ayaz bir gece ne rüzgar
Nede kimsesiz kalan rüyalar

Ey yüreği titrek babanın gözlerinde bulduğum
Yürek iklimlerinin karmaşasında mısın
Gönül kuşunun kırık kanadın damı
Yoksa tik taklar la eriyen zamanın
Akrebinde mi , yelkovanında mısın

Bugün her şey çok gizil
Yıldızlar , gece , rüyalar ve….
Böyle bir gece daha yaşamamıştım
Karanlık tüm haşyetiyle çöküyor üzerime
Çiçek kokuları geliyor o çökerken
Bir külilk , bir pivok birde
Güla sor

Geçmişimi her defasında tahayyül ediyorum
Ya karanlık şeritler geçiyor gözümün önünden
Yada güzellikler yaşanmışlıklara dair
İnsan sorgulamalı değimli benliğini
İşte o an hatalar hurda yığını gibi birikiyor
Ya kaldır at bunları hayatından
Yada ömür boyu taşı sırtında

Çift tarafı keskin bıçak gibidir hayat
Koparıyor ömür takviminin yapraklarını
Bir yandan hayır diğer yandan şer
Dön yüzünü aç ellerini ona ve yalvar
Ez be kesım tu nebi
Tu nebi kes nabe ez nabım
Hatım ber dere te ez be kesım

Hep aynı şeyler terennüm ediliyor
Zelal bir gece oluyorsun bazen
Yada malihülya bir vakit
Gece usul usul çekilirken
Özlemler tal bir tat bırakıyor damağımda
her şeye rağmen bir ben varım bir Zelal
unutmadan birde sen

Muhammed Faruk Arslan