Tarifini hala bulamadığım Aşk’a

              Sevda iklimlerinde gönül coğrafyasının en harlı kesimine sağanak sağanak yağmasıdır aşk. Kalbin attığı her demde ritmik tınılar çıkarırken çıkan her tınıyla tutturulan tempodur . Alıp verdiğimiz nefeslerin havayla hemhal olup misliyle bize dönüp damarlarımızın kıvrımlarında yoğun akışkanlık sağlayan sıvıdır. Attığımız her adımda peşimize takılarak bizi takip eden ve hiçbir yerde yalnız bırakmayan gölgenin resmidir aşk.

              Sıcağın tam tepeden tüm ısısını yansıtıp beynimizin kılcallarında fokurdamaya başlayan kanın yaptığı basınçtır. Çektiğimiz her ızdıraba karşı ne olursa olsun yine de bir of demeden katlanmanın adıdır aşk. Yorgun bir günle beraber sıcağında etkisiyle vücudu esir alan terin kokusudur. Alınan bir duşun ardından hayata toz pembe bakabilmenin doyumsuz anıdır. Alın teri ile kazanılmış el emeğinin boğazdan inerken midenin içine inen helal lokmanın verdiği zevkdir aşk.

              Uyuşmuş bir vücudu ibadet etme şuuruna getirmek için alınan abdest ile diriltmenin verdiği dinçliktir. Kalp hazır, ruh hazır, gönül hazır, yürek hazır vücut titrek bir şekilde yüzünü ona dönüp boynu bükük ve mahzun bir edayla huzurunda eğilip secdede yok olmanın hazzıdır aşk. Uzunca bir secde anında tüm acziyetiyle sessizce ağlayarak akıtılan gözyaşının ruhu sürürlandırmasıdır aşk. Gecenin karanlığının uzun bir bekleyişten sonra gündüzün aydınlığını örtmek için gösterdiği sabırsızlıktır. Karanlık bir gecede ruhu okşarcasına esen şimal rüzgarının esintisidir aşk. Gökte gül kadar kokmasa da onun kadar güzel açan ve ışıtan yıldızların verdiği ışıktır. Bakmaktır görmektir paylaşarak sevip vermektir aşk

              Gül bahçesinin içinde dolaşırken atılan her adımda yayılan kokuya dikkat kesilebilmektir aşk. Dünya çirkefleşiyor insanlar bozuluyor bu hastalıklardan sıyrılmak zor yine de her şeye rağmen temiz kalmak için verilen çabanın sonucudur. Dostluklar artık eskisi kadar sağlam kurulamıyor ya güvensizlik bozuyor ya da çıkarlar aldatılacağını bile bile kurulan samimiyettir aşk.

              Kabul olmayacağını bildiği halde son bir ümitle yapılan hamlenin neticesidir. Saatin akreple yelkovanının asırlarca birbirini kovalarken çıkardığı tik taklarla eş düzeyde onlara eşlik eden kalp atışlarının sesidir aşk. Kendisini çöllere atarak sırf onun için yandığını düşünüp onu karşısında gördüğünde ise çekil önümden aradığım sen değilmişsin diyerek elinin tersiyle itebilmenin şuuruna varabilmektir. Çölde kum fırtınasına tutulduğu halde hiçbir sığınacak yer bulma telaşına düşmeden yoluna devam edebilmektir aşk.

              Tozu dumana katarak yollarda yürümektir bazen. Teselli bulmak için gittiği her kapıdan kovulmanın hüznüdür aşk. Kabul görmeyeceğini bildiği halde ısrarla defalarca aynı kelimeleri terennüm etmenin sabrıdır. Uykusuz kalınan gecelerin göze verdiği mahmurluğun etkisiyle göz kapaklarının yavaş yavaş kapanmaya başlamasının ardından dalınan tatlı bir uykudur aşk. Acı verse de bile bile bu acıya katlanmanın farkındalığıdır. Tatlıdır, acıdır en çok da yaşananların damakta bıraktığı mayhoş bir tattır aşk.

            Sessiz ve dar sokaklarda adını her haykırışında gelen yankının kulaklarda çınlamasıdır aşk. Her sabah aç olmasına rağmen onu düşünmekten açlığının dahi farkında olamadan koca bir dünyayı yüklenmek için çıkılan yolun başlangıcında atılan takatsiz adımların başlangıcıdır Tüm çabalarına rağmen elinden yavaş yavaş kayıp giden umutların arkasından ağlamaklı gözlerle ufuklara dalmanın uyuşukluğudur aşk.

              Kuşlara her baktığında onlardaki özgürlüğü kendinde bulamayan gözlerin özlemle bakıp imrendiği demdir aşk. En yüce dağların tepesine çıkıp güneşin batışını izlemek ve sabaha kadar bekleyip tekrar hafif hafif doğuşunu görebilmenin telaşıdır. Yükseklik korkusu olmasına rağmen bir gökdelenin tepesine çıkıp tüm korkularını bir kenara bırakarak yukardan insanlara kuşbakışı bakabilmektir. Ya da deniz kenarında bir taşı suyun üzerinde tüm ağırlığına rağmen defalarca yüzdürebilmektir aşk. Balıklarla su altında dakikalarca nefessiz kalıp onlara yoldaşlık edebilmektir. Veya bir pervane gibi ateş etrafında yanacağını bilerek korkmadan ve yorulmadan dönüp kendini son hamlede ateşe atabilmektir aşk.

              Hayatı boyunca alıştığı ve ödünç vermediği alışkanlıklarından vazgeçebilmektir. Prensiplerinden umulmadık zamanlarda aniden verilen tavizlerdir aşk. Kendisine sunulmuş bu oyunu kuralına göre hareket ederek oynayıp hiçbir zaman mızıkçılık yapmadan en güzel şekilde oynamaktır. Her şeye rağmen yemektir içmektir,bazen fedakarlık, bazen bölüşmektir, ağlamak ve gülmektir, buna rağmen isyan etmeden hayatına yön vermektir.

              Yani ki aşk; gördüğün, tattığın, hissettiğin, yaşadığındır. Hülasa aşk; ne kadar aç kalsan da elindeki son lokmayı karşındakine verip kendine tercih etmektir.

            Muhammed Faruk ARSLAN