Yüreğim üşüyor sensiz gecelerde. Ne fısıldanan sevgi sözcükleri ısıtıyor. Ne de yıllardır çektiğim hasretin sona ermesi. Sıcaklar yavaş yavaş yükseliyor. Ağaçlar yeşile bürünerek süsleniyorlar. Kuşların cıvıl cıvıl öttüğü şu günler baharı müjdeliyor sanki. Seninle beraber dolaştığım kaldırımlar bile avutmuyor artık beni. Çay bahçesinde yudumladığımız çaylar dallarda öten kuşlar bile. Güllerin alabildiğince açılıp kokularının yayılması. Ne sen bir kuş oluyorsun dallarıma konacak ne de ben kollarımı açıyorum tutunman için sana dal olacak.
Yıllar uzayıp gidiyor, yıllar uzadıkça yüreğim üşüyor. İçimi ısıtacak ne bir çay var şimdi nede derdimi anlatabilecek bir dost. Sensiz ve yalnızım şimdi. Geçmişi düşünüyorum hafzalamda berkittiğim yanlarıyla hayatın. Masamda boş bir kağıt ve kahır dolu bir kalem. Yazmak istiyorum ama yazdıklarımla kimseyi kahretmek istemiyorum. Gel gitlerle akıyor zaman. Bulutlar yeryüzünü en puslu haliyle süzüyor bugün. Odamın camını açıp dışarı bakıyorum ne sen varsın şimdi dışarıda nede açan güller! Gül bile dikensiz olmuyor biliyorsun. Ne olur beni sensiz seni de bensiz bırakma duygularımın yalazında. Bunları düşündükçe duramıyorum yüreğim üşüyor…
Hani hayaller kurmuştuk seninle geleceğe dair hayatın en acımasız yanlarından geçerken. Ve süzerken acılarımızı sabır imbiğinden. Tüm zorluklara katlanacak ve en kavi şekilde atacaktık adımlarımızı. Bastığımz toprak ayaklarımızın altından kaysa da düşmeyecektik. Düştüğümüz an tekrar kalkıp olduğumuz yerden devam edecektik. Hayatı enlemine ve boylamına kat ederken hayal aleminde. Yürek coğrafyamızın her karışında beraber olacaktık. Ne olursa olsun birbirimizi yalnız bırakmayacaktık. Hani böyle söz vermiştik en onulmadık zaman dilimlerinde. Ne olmuştu ki ayrılmıştık; sen benden bende senden ve herkesten. Düşündükçe yüreğim üşüyor.
“Yürekte üşür mü?” diye sorma ne olur. Sevginin olmadığı yürek üşümez mi? Hep eller ve ayaklar mı üşür ? Bak yine gün çekiliyor yerini her şeyi örten geceye bırakıyor. Sessizliğin sensizliğini hissettirdiği anlar başlıyor artık. Karanlıkların tenhasında olmak ürkütüyor beni. Ya gece olmasın diyorum kendi kendime ya da üşüyen yüreğim. Ama yürek üşümesiz gecede sensiz olmuyor. Biraz sonra ışıklarda kapanacak tüm dünyam karanlığa boğulacak. Uyku esir alırken gözleri bir tek benim gözlerim açık kalacak. Ne kadar zorlasam da olmuyor; yüreğim üşüyor….
Sensizliğin baş gösterdiği anlarda yürek yangını içerisinde yanıp yok olmanın verdiği vakitler başlıyor artık. Her düşünce birer kor olup içimi üşütüyor. Gecenin zifiri karanlığında ışıkların olmadığı bir anı seçiyorum yüreğimle baş başa kalmak için. İşte o zaman yürekteki vaveylaların içinden çıkılmaz sesini hissediyorum kılcallarında ruhumun. Bir zifos yığını haline gelmiş düşüncelerim o an en gümrah halini alıyor karanlığın hükümranlığında. Ben bunları ruhumda hissedip yaşarken vücudum kasılıyor. Bir anda kalp atışlarım hızlanıyor. İşte o an başlıyor yürekte üşümelerim.
Sen hiç yaşadın mı yürek üşümelerini? Karanlık gecelerde düşünmekten uykuların kaçtı mı? Ya da kaç gece bensiz ve uykusuz kaldın? Isınmanın ne demek olduğunu unutmuş yüreğine sevgi adına bir şeyler anlattın mı? Olmuyor mu? Anlatamıyor musun? Çok mu zor? Peki ben nasıl anlatayım? Ne kadar anlatmaya çalışsam da biliyorum olmuyor çünkü yüreğim üşüyor. Bak sabah olmak üzere yorgun bir gün ve geceden sonra kalkma vakti. Dışardan bir ses geliyor duyuyor musun? tüm dünyaya haykırıyor tüm insanlığa es salatu hayrun minen nevm. Kalk artık her ne kadar uyuyamasan da uyku tutmayan gözlerin ne kadar yorgun olsa da kalk! Kıyama durma vakti! Rabbi birleme vakti ! Ona kulluk vakti kalk!
“Gök, çatlayıp-yarıldığı zaman,
Yıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman,
Denizler, fışkırtılıp-taşırıldığı zaman,
Ve kabirlerin içi 'deşilip dışa atıldığı' zaman;
(Artık her) Nefis, önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir.
Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir?”
Yüreğin ne kadar üşüse de kalk.
Yeter ki kalk…
Kalk…
Muhammed Faruk ARSLAN
|